Home / 2013

Yearly Archives: 2013

Sarıyer Belediyesi Demirtaş Ceyhun Halk Kütüphanesi

 

Demirtaş Ceyhun Halk Kütüphanesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Merhum yazar Demirtaş Ceyhun’un ailesi tarafından bağışlanan ve Sarıyer'li vatandaşların bağışlarıyla Sarıyer Belediyesi'nin oluşturduğu Demirtaş Ceyhun Halk Kütüphanesi’nde çocuk kitaplarının da yeraldığı 5500 kitap bulunmaktadır.


Tüm Sarıyerlilerin faydalanabileceği kütüphanede yer alan kitapların ödünç alınabilmesi için:

*T.C. vatandaşı olan kullanıcıların sadece T.C. nüfus cüzdanı ile başvurması
*En az 6 ay oturma izni almış yabancı kullanıcıların sadece yabancı kimlik numarasını gösterir belge ile başvurması 
*18 yaşına kadar olan kullanıcıların ilk başvurularında velisi tarafından imzalanmış yüklenici belgesi ile başvurması gerekmektedir.

Not : Kütüphane hafta içi her gün 08.00-16.30 arası açıktır.

Tel: 444 17 22/Dahili 2114
Adres: Çayırbaşı Caddesi No:14 (Sağlık İşleri Müdürlüğü yanı) Büyükdere / Sarıyer

Kaynak: http://www.sariyer.bel.tr/Mudurluk/11/Duyuru/1606/demirtas-ceyhun-halk-kutuphanemiz-hizmetinizdedir.aspx

Read More »

Gülten Dayıoğlu ile KütüphaneSever Söyleşi

 

YAZAR GÜLTEN DAYIOĞLU: “UÇABİLMEK İÇİN İKİ KANADINIZIN OLMASI GEREKİR”

by Kütüphaneleri Seviyorum (Notlar) on 2 Nisan 2013 Salı, 17:38
 

KİTAPLARIN ÇOCUKLARA VE GENÇLERE SUNDUĞU EN BÜYÜK FAYDALAR ÜZERİNE

Söyleşi, Gülten Dayıoğlu, 28 Mart 2013, Darüşşafaka Kütüphanesi

Ev sahibi: Darüşşafaka Kütüphane Kulübü ve Kütüphaneleri Seviyorum Girişimi

 

 

 

GD:

 

Sevgili Çocuklar hayat başarınızı sadece okul başarısı getirmeyecek. Eğitim sizin kanatlarınızdan sadece biri. Diğer kanadınız da hayat eğitimi. Uçabilmek için bu iki kanata da ihtiyacınız var. Bu hayat eğitimini bugün ailelerin pek çoğu veremeyecek kadar bilgiden uzak. O zaman hayatı nereden öğreneceksiniz. Televizyonlardan mı? Gazetelerden mi? Hayır, hayatı kitaplardan öğreneceksiniz.

 

Bakın kitaplar benim hayatımda neleri değiştirdi.

 

1. Kitap ana dilime egemen olmamı sağladı. Türkçe’nin büyüsünü, tılsımını kitaplarda gördüm. Ders kitaplarında çocuklara edebiyat tadımlık olarak veriliyor.

Diline hâkim insan kendini iyi ifade eder, sınavlarda soruları anlar, karşısındaki insanı daha iyi anlar. Dili gelişmemiş kişi, düşünce zihninde oluşsa da, onu çıkaramaz.

Dilsel iletişimi beceren uluslar arasında savaşlar bile sona erer. Sapla samanı birbirine karıştırmazlar.

 

2. Kitaplar basit olaylarla örülmez veya el ucuyla yazılmaz. Bir okurun kitabı itmesi, yazarın en büyük korkularından biridir. Okur kitaplarda hayatta olmuş, olan ve olacak nice olayları görür, tanır. Bu şekilde aynı usta bir doktorun hastalık teşhisi koyması gibi, olaylara tanı koyabilir. Bir adım sonrasında çözüm üretmede ustalaşabilir. Olayların örneklerini kitaplardan gördüğü için kişi hayat karşısında paniklemez, çözüm üretici bir tutum içinde olur.

 

3. Kitap okuyarak insan sarrafı olursunuz. Eski zamanlarda sadece yaşlılar insan sarrafıyken, şimdi çok kitap okuyan küçük çocuklar bile karşısındaki insan kaç karat, bir bakışta tanır. Kişi/çocuk kitaptaki kahramanlarla özdeşleşir, onlarla empati kurar. Hayatta karşılaşabileceği her türlü insanı, tanır, öğrenir. Peki, bu neye yarar? Bu onlara bugün arkadaş, ilerde de eş seçiminde yardımcı olur. Günümüzde boşanmalar artık iki aya inmiş. Kişiler karşılarındaki insanı, iç dünyasını, hayallerini tanımadan evleniyor, sonra hızla anlaşamayıp ayrılıyorlar.

Bu yıl Bakırköy Akıl Hastalıkları hastanesinde özel bir çalışmaya katıldım. 14-18 yaş arası uyuşturucu bağımlısı gençler Yeşil Kiraz kitabımı okumuşlar. Kitabı bitirdikten sonra yazarını çağıracağız sözünü vermiş doktorlar, bitirmişler, beni çağırdılar, ben de merakla gittim. Sohbet sırasında çocuklara ilk uyuşturucuyu kimlerden aldığını sordular, 10 kişinin 9’u uyuşturucuya arkadaşları aracılığıyla alışıyor, geri kalanın da ailesinde bağımlı var. Kitaplar arkadaş seçimine yardımcı olduğu için uyuşturucu gibi tehlikelerden bile koruyor. Çünkü gençlikte arkadaşların etkisi aileden çok daha fazla çocuk üzerinde.

 

4. Kitaplar hayal ürünleridir. Hayal ürünleri okuya okuya kişinin hayal gücü gelişir. Kullanılmayan hayal gücü ise, aynı azı dişimiz veya atların toynağı gibi gereksiz hale gelir. Uyarılmayan hayal gücü yeşermez, büyümez.

 

 

Dünyada yüzümüze bakan yok

 

Ben gerçek bir dünya gezginiyim, 107 ülke gezdim. Gördüm ki okuma oranı düşük ülkelerde bilim, teknik sanatta icat yok, biz sadece üretenler için açık pazarız. Onlar düşünüyor, planlıyor, hayata geçiriyor, biz de gidip alıyoruz. Gidip alanın hayal kurmaya da ihtiyacı yoktur. Ülke olarak ne yazık ki gittiğimiz dükkanlarda, otellerde bile saygınlığımız yok. Göbek dansı ve lokum bir ülkeyi tanıtmaya yeter mi? Bir Einstein’ımız, bir Henry Ford’umuz yok. Ben bu yaşımda hala Bill Gates ve Hawkins’le tanışmaya can atıyor, onları merak ediyorum.

 

Çocuklarımıza yapıcı hayaller hediye etmeliyiz

 

Mo’nun Gizemi’ni yazarken çocuklarımıza bir gelecek hayali hediye etmek istedim. Üniversitelere gittim, profesörlerden genetik teknolojisini öğrendim, dersimi çalıştım. Bugün o kitabın okurlarından beni bulan çocuklarım var. Bu hayalimi paylaşarak üniversitede tercihlerini genetik dalından yana yapmışlar. Yarın o çocuklardan biri dünya çapında başarılı olursa ben yaşamıyor olsam bile, toprağımda çiçekler açar sevincimden.

 

Kitaplarımı yazarken ince ince dokurum

 

Yazmak hayal kurmanın anası, sanatın da mayasıdır. Kitaplarımı yazarken önce hayal kurarak başlarım işe, sonra bilgisayarımı açar, plan yaparım, sonra da ince ince bir kumaş gibi dokurum hayallerimi. Tek bir fikirle yazılmaz kitaplar, birçok fikirle yazılır. Aynı yemek yapmak gibidir, heybenizde malzemeniz olması gerekir. Malzemeniz tükendiği zaman gezilerle, bilgilerle yeni malzemeler edinmeniz gerekir.

 

Kitaplar aşı gibidir

 

Aşı gibidir kitaplar. Önce siz sağlıklıyken, sağlamken zayıflatılmış olarak alırsınız her türlü olumsuzluğu ve olumlu hayat ipuçlarını bünyenize, sonra bu sayede içinizdeki hayatla savaş antikorları uyanır. Hayata karşı gerçek bir bağışıklık oluşur vücudunuzda. Çocuklara güven verir kitaplar. Ben yapabilirim der kitap okuyan çocuk. Kitaplardan en iyi şekilde faydalanmak için düzenli okumak gerekir. Özellikle klasikleri hayatınızın her döneminde yeniden okuduğunuzda farklı şeyler keşfedeceksiniz.

 

Hayatta başarılar dilerim evlatlarım.

 

Read More »

Stefan Zweig’ın “Acımak” isimli kitabının buluşma notları

 

24 Şubat 2013 Pazar

KütüphaneSever Kitap Kulübü

Stefan Zweig “Acımak” Buluşması Notları

Stefan Zweig/ Acımak

Bazı arkadaşlarımızın ilk defa tanıştığı bazılarımızın biyografilerinden ve romanlarından tanıdığı Stefan Zweig Acımak kitabı ile sanırım hepimizi büyüledi dersem abartmış olmam. Kulüp üyeleri olarak kitaptan sevdiğimiz kısımları tartışırken gözlerimizin parladığını hatırlıyorum insanın gerçekten edebi tat alarak bir kitabı okuyabilmesi çok büyük bir keyif ve bu kitap bunu size sonuna kadar yaşatıyor.

Doktor Cannor’un fedakarlığı ve cefakarlığı, Balinkay’ın eski arkadaşlarına yani meslektaşlarına olan yardımseverliği ve cesareti,  Toni Hoffmiller’in o içten gelen saflığı onları kulüp üyelerinin kitaptaki en sevdiği kahramanlar haline getirdi. Kekesfalva’nın büyük acısına rağmen geçmişindeki katışıksız bencilliği ve tefeciliği, yaşlı prensesin nedimesine olan kötü davranışları ve karakterinin zorluğu onları bazı kulüp üyelerinin sevmedikleri kahramanlar olarak seçmelerine neden oldu. Ancak kahramanlar sevilsin ya da sevilmesin Zweig tüm kahramanlarını olduğu gibi çok duru ve akıcı bir şekilde anlatmış. Böylece sevin ya da sevmeyin hangi kahramanın öyküsünü okuyorsanız okuyun yinede okuduklarınızdan çok keyif alıyorsunuz.

Kitapta Hoffmiller’in gece gündüz ne yaşarsa yaşasın her sabah görev ve sorumlulukları  gereği güne olduğu gibi başlaması bir çırpıda asker kimliğine bürünmesi, Kekesfalva’nın çok fakir bir çocukluk yaşayıp örneğin sokak lambası altında ders çalışması ancak sonrasında hırs yapıp çok zengin olması, Doktor Connor’un cesurca hayatını hastaları ve bir tek kadın için feda etmesi öyleki iyileştiremediği kör hastasına hayatını adaması hepimizi çok etkiledi.

Güzel olan Zweig’in kendini  kitapta kendini hiç göstermeyip okuyucusunu anlattığı kahramanlarla başbaşa bırakması ve bu şekilde siz kitabı okurken onun bir kitap olduğunu unutmanız. Yazarın dili çok akıcı okurken hiçbirimiz zorlanmadık ayrıca konu ve anlatımıylada kitap çok etkileyiciydi. Kitabın konusu gerçekten çok güzel seçilmiş acımak kavramı iki farklı şekilde çok güzel işlenmişti ve şaşırtıcı bir sonla bitirilmişti okuduğumuzda birçoğumuz Hoffmiller’in yaptığı seçime çok şaşırdık. Tartışırken biz olsaydık nasıl davranırdık diye konuştuk. Edith karakterinin davranışlarını ve sakatlığı yüzünden tüm evdeki herkese hükmetme merakını çok rahatsız edici bulduk ve hepimiz Teğmen’in yaptığı seçimin zor bir seçim olduğunda hemfikirdik.  Ayrıca özellikle belirtmek isterim ben ilk defa bu kitapta hem acıyanın hemde acınanın mağdur durumda olduğuna şahit oldum yani acımak öyle bir duygu olarak karşımıza çıkıyorki acınacak durumda olmak kötü ama acımak zorunda kalmak yani acımakta başlıbaşına kötü durumda kalmaya yol açabiliyormuş.

Sonuç olarak Biz KütüphaneSever Kitap Kulübü olarak Zweig’in bu kitabını okumayı tüm kitap dostlarına öneriyoruz. Akıcı aynı zamanda çok zevkli bir kitap, okurken bir çok şeyi sorgulamanıza sebep olacaktır.

 Kitaba verdiğimiz puan : 10.
 
Yeliz ULUÇAY ÖREN

Read More »