Home / Ankara KütüphaneSever Kitap Kulübü “Ol Dedi Oldu” Buluşması

Ankara KütüphaneSever Kitap Kulübü “Ol Dedi Oldu” Buluşması

Taşkın TUNA/ OL DEDİ  OLDU

 

Tarih:23 Ocak 2010 Cumartesi 15:00

Yer: Kurgu Kültür Merkezi Konur sokak 13-3 Kızılay/ANKARA
 

Merhaba arkadaşlar,

Etkinliğimizi sıcacık yürekli insanlarla sıcak bir sohbet ortamında gerçekleştirdik…

Taşkın Tuna’nın Ol Dedi Oldu isimli kitabı üzerine hepimiz fikirlerimizi söyledik…

Evrenin yaradılışını  ve evrende gerçekleşen değişimleri bilim adamlarının yıllarca süren çalışmalarıyla nasıl açıklamaya çalıştıklarını Taşkın Tuna’nın akıcı bir üslupla çok güzel anlattığı konusunda tüm katılımcı arkadaşlar hemfikiriz…

Ve tekrar okunacak kadar değerli bir eser olduğunu düşünüyoruz…… Devamını Gör

Evrenin büyüklüğünün, içinde zerreden de küçük bir yer kapladığımızın ayırdına yeniden varmamızı sağladı…

Ancak kitapta bilimle tasavvufu ilişkilendirmede eksik kalan yanların olduğunu düşünüyoruz…

Katılımcı arkadaşlarımızdan Elif Özcanın, kitapta sadece batılı bilim adamlarının bu alandaki araştırmalarına yer verildiği, doğulu bilim adamlarının evrenin yaradılışıyla ilgili batılı bilim adamlarından çok çok önce çalışmalar yaptıkları halde kitapta bahsedilmemiş olmasının eksiklik olduğu düşüncesine katılıyoruz…

Hubble’n yıllarca emek vererek okuduğu hukuk fakültesini, bir gemi yolculuğu esnasında okyanusun orta yerinde gece gökyüzünü seyrederken yaşadığı hayranlık ve ürperti sonucunda gökbilimci olmak için bırakma kararı  alışını…Ve bu kararının büyük bir buluş yapmasına sebep olmasını (evren genişlemesi kuramı) hayranlık verici bulduk…

Kitabın içerisinde düşünce yolculukları yapmamıza sebep olacak çok güzel konular var…

Okuduğunuzda bizlere fazlasıyla hak vereceksiniz:)))

Bu güzel yolculukları  yapmamıza vesile olan Taşkın Tuna’ya teşekkür ediyoruz…

 

About admin

Check Also

Stefan Zweig’ın “Acımak” isimli kitabının buluşma notları

 

24 Şubat 2013 Pazar

KütüphaneSever Kitap Kulübü

Stefan Zweig “Acımak” Buluşması Notları

Stefan Zweig/ Acımak

Bazı arkadaşlarımızın ilk defa tanıştığı bazılarımızın biyografilerinden ve romanlarından tanıdığı Stefan Zweig Acımak kitabı ile sanırım hepimizi büyüledi dersem abartmış olmam. Kulüp üyeleri olarak kitaptan sevdiğimiz kısımları tartışırken gözlerimizin parladığını hatırlıyorum insanın gerçekten edebi tat alarak bir kitabı okuyabilmesi çok büyük bir keyif ve bu kitap bunu size sonuna kadar yaşatıyor.

Doktor Cannor’un fedakarlığı ve cefakarlığı, Balinkay’ın eski arkadaşlarına yani meslektaşlarına olan yardımseverliği ve cesareti,  Toni Hoffmiller’in o içten gelen saflığı onları kulüp üyelerinin kitaptaki en sevdiği kahramanlar haline getirdi. Kekesfalva’nın büyük acısına rağmen geçmişindeki katışıksız bencilliği ve tefeciliği, yaşlı prensesin nedimesine olan kötü davranışları ve karakterinin zorluğu onları bazı kulüp üyelerinin sevmedikleri kahramanlar olarak seçmelerine neden oldu. Ancak kahramanlar sevilsin ya da sevilmesin Zweig tüm kahramanlarını olduğu gibi çok duru ve akıcı bir şekilde anlatmış. Böylece sevin ya da sevmeyin hangi kahramanın öyküsünü okuyorsanız okuyun yinede okuduklarınızdan çok keyif alıyorsunuz.

Kitapta Hoffmiller’in gece gündüz ne yaşarsa yaşasın her sabah görev ve sorumlulukları  gereği güne olduğu gibi başlaması bir çırpıda asker kimliğine bürünmesi, Kekesfalva’nın çok fakir bir çocukluk yaşayıp örneğin sokak lambası altında ders çalışması ancak sonrasında hırs yapıp çok zengin olması, Doktor Connor’un cesurca hayatını hastaları ve bir tek kadın için feda etmesi öyleki iyileştiremediği kör hastasına hayatını adaması hepimizi çok etkiledi.

Güzel olan Zweig’in kendini  kitapta kendini hiç göstermeyip okuyucusunu anlattığı kahramanlarla başbaşa bırakması ve bu şekilde siz kitabı okurken onun bir kitap olduğunu unutmanız. Yazarın dili çok akıcı okurken hiçbirimiz zorlanmadık ayrıca konu ve anlatımıylada kitap çok etkileyiciydi. Kitabın konusu gerçekten çok güzel seçilmiş acımak kavramı iki farklı şekilde çok güzel işlenmişti ve şaşırtıcı bir sonla bitirilmişti okuduğumuzda birçoğumuz Hoffmiller’in yaptığı seçime çok şaşırdık. Tartışırken biz olsaydık nasıl davranırdık diye konuştuk. Edith karakterinin davranışlarını ve sakatlığı yüzünden tüm evdeki herkese hükmetme merakını çok rahatsız edici bulduk ve hepimiz Teğmen’in yaptığı seçimin zor bir seçim olduğunda hemfikirdik.  Ayrıca özellikle belirtmek isterim ben ilk defa bu kitapta hem acıyanın hemde acınanın mağdur durumda olduğuna şahit oldum yani acımak öyle bir duygu olarak karşımıza çıkıyorki acınacak durumda olmak kötü ama acımak zorunda kalmak yani acımakta başlıbaşına kötü durumda kalmaya yol açabiliyormuş.

Sonuç olarak Biz KütüphaneSever Kitap Kulübü olarak Zweig’in bu kitabını okumayı tüm kitap dostlarına öneriyoruz. Akıcı aynı zamanda çok zevkli bir kitap, okurken bir çok şeyi sorgulamanıza sebep olacaktır.

 Kitaba verdiğimiz puan : 10.
 
Yeliz ULUÇAY ÖREN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir