Home / KütüphaneSever Bülten Sayı 17: Kütüphane Haftası Özel

KütüphaneSever Bülten Sayı 17: Kütüphane Haftası Özel

31 Mart 2010 Çarşamba

KütüphaneSever Bülten Sayı 17: Kütüphane Haftası Özel

 

Sevgili KütüphaneSeverler,

2009’un 29 Mart’ında yine böyle bir kütüphane haftasının içinde bir grup kişiyle oluşmaya başlamıştık, bugün 2000 kişiye yaklaştık 🙂

Bu güzel günde en büyük dileğimiz; ülkemizde modern kütüphane ve bilgi hizmetinin verildiği, kütüphane kavramının bilinirliğinin arttığı, kullanıcı ve kütüphaneci dayanışmasından doğan bilgi üretimlerinin çoğaldığı günleri görebilmektir.
Kütüphane Haftamız 46.kez kutlu ve mutlu olsun!

 

Bizden Haberler…

– 29 Mart 2010’da 1 yaşımızı doldurduk…

– 30 Mart 2010’da özellikle çocukların olumlu bir kütüphane deneyimi yaşamalarını amaçlayan KütüphaneSever Gezilerimizin ilkini yaptık. Bu ilk gezi ile ilgili ayrıntılı bilgilere ve fotoğraflara http://kutuphaneleriseviyorum.org/?q=node/521 bağlantısından ulaşabilirsiniz.

Kütüphane konusuna duyarlı öğretmenler veya ebeveynler ile kütüphanelere KütüphaneSever gezi düzenleyebilir ve web sayfamızda yayınlayabiliriz. Bizimle iletişime geçmek isterseniz şu bağlantıyı ziyaret ediniz: http://kutuphaneleriseviyorum.org/?q=node/11

 

– İstanbul Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü birinci sınıf öğrencilerine 12-16 Mart 2010’da tanıtım sunumu yaptık. Sunumlar sonucu bizimle birlikte aktif çalışmaya gönüllü olan öğrencilerimiz:
Zulal İstemez, Furkan Sevim, Caner Kubat ve Fikriye Canik’e birlikte üretebilmek dileğiyle aramıza hoş geldiniz diyoruz 🙂

İstanbul KütüphaneSever Kitap Kulübü 3 Mart 2010’da Atatürk Kitaplığı’nda 5.kitabı “Yüzyıllık Yalnızlık” buluşmasını gerçekleştirdi: http://kutuphaneleriseviyorum.org/?q=node/426

Ankara KütüphaneSever Kitap Kulübü 21 Mart 2010’da Kurgu Kültür ve Kitabevi’nde 4.kitabı "Atatürk’ün Yanı Başında" için buluştu:
http://kutuphaneleriseviyorum.org/?q=node/510

– Ankara Üniversitesi Bilgi Topluluğu’nun hazırladığı Bilgi-sizsiniz isimli bültende girişimimiz ile ilgili haber çıktı: https://docs.google.com/fileview?id=0B7t4GSIJ6JtuNjVkYjM3NTAtOGI2Ny00YTNjLThmZGEtYjYwNWU5NjBhMzFh&hl=tr

Sabah Gazetesi Kültür Sanat sayfasından Özgür Çakır’ın Kütüphane Haftası dolayısıyla bize sorduğu sorulara yanıtlar verdik:
http://www.kutuphaneleriseviyorum.org/?q=node/531

Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu’nu imzaladık:
http://www.publicdomainmanifesto.org/sites/www2.publicdomainmanifesto.org/files/Public_Domain_Manifesto_tu.pdf

Limanköy Kitaplığı – Kırklareli
Sermin Demirgülle

Adres: Limanköy Kitaplığı/Limanköy/Demirköy/Kırklareli
Telefon:02886944092


Limanköy, Balkanlar’dan gelen göçmenlerin yaklaşık 150 yıl önce kurduğu, Kırklareli İli Demirköy İlçesi’ne bağlı, Karadeniz kıyısına kurulmuş küçük bir köydür. Bulgaristan sınırına çok yakındır. Üç tarafı denizlerle çevrili olup, geniş ormanlık alanlara sahiptir. Nüfusu 550 kişi civarındadır. Limanköy halkı geçimini balıkçılık ve ormancılıktan sağlamaktadır. Son yıllarda orman gelirlerinin kısıtlanmasıyla birlikte küçük çaplı da olsa pansiyonculuk başlamıştır. Tarla tarımının giderek yok olduğu köyde, son yıllarda bahçe tarımı gelişme yolundadır. 1998 yılından bu yana köyde büyük değişiklikler yaşanmaktadır. Hayırsever bir çiftin köye hediye ettiği kitaplık ve konukevi 9 yıldır hizmet vermektedir. Kitaplıkta 3000’e yakın kitap bulunmaktadır. Kitaplık, pazar hariç hergün 14.00-18.00 saatleri arasında açıktır. 2005 yılından beri her yıl Kitap Kurdu Yaz Etkinliği düzenlenmektedir.

 

RAMİ(İSTANBUL) KÜTÜPHANESİ

Barış ÖNAL – Akant Tasarım

Eyüp Rami Kışlası Rölöve-Restitüsyon- Restorasyon ve Çevre Düzenleme Projesi
kapsamında yapılması istenilen, Rami Ulusal Kütüphanesi, kapsamı açısından Türkiye’
deki kütüphanecilik anlayışına yeni bir perspektif açarken, uluslararası kültür camiasına da
paylaşıma açık olduğunu göstermelidir. 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilen Şehr-i
İstanbul’ un, kültürel zenginliğini çağdaş araçlarla halka ve dünyaya aktarması gerekliliğini
göz önünde bulundurarak, projemizde kütüphaneciliğin kamuya daha açık ve daha çekici
bir hale getirilmesi amaç edinilmiştir.

 

Modern dünyanın durmayan evrimi günümüzde tüm disiplinleri hızlı bir biçimde
değiştirmeye devam etmektedir. Anahtar kelime ise teknolojidir. Dünyada kütüphanecilik
te bu değişimden nasibini almış ve işlevini tekrar gözden geçirmiştir. Artık karanlık, katı
kuralları olan, sabit konumlu bilgi paylaşımı yerini her an ve her yerden kolayca ulaşabilen
ve paylaşılabilen açık bir yönteme bırakmıştır. Bilgiye sadece yerinde değil binlerce
kilometre uzaktan da erişmek, kurulan bilgi ağı sayesinde mümkün olmuştur. Böylece bir
kütüphanenin arşiv hacmi bir anda dünya kütüphanelerinin arşiv hacmiyle eşitlenmiş olur.
Bu büyük bir güçtür. Rami Kütüphanesini de mekansal ve programsal olarak kurgularken
tüm bu veriler göz önünde bulundurulmuş, sadece ülkemize değil dünyaya da sahip
olduğumuz zengin kültür birikimini yeni bir mekan anlayışı ile beraber anlatma imkanı
doğmuştur.

Rami Kütüphanesi, sadece günümüz ihtiyaçlarına değil gelecekteki değişimlere de kolayca
uyum sağlayabilecek şekilde kurgulanmıştır. Kütüphaneler ve kütüphanecilik incelendikten
sonra yerel koşullar da değerlendirilmiş ve konseptin ana kararı verilmiştir. Ana karar
kamusallıktır.

İstanbul hızlı bir değişim sürecindedir. Bu süreç içinde unutulmaması gereken en önemli
faktör kamudur ve kamunun ihtiyaçlarının sağlıklı bir biçimde, sağlıklı çevrelerde
sağlanabilmesidir. Diğer bir unsur da insanları, yaratılan bu mekanlara ve fonksiyonlara
çekebilmek ve birbirleriyle etkileşime geçirmektir. Kütüphaneciliği daha fazla kamuya ortak
edebilmek amacıyla tasarım aşaması konvansiyonel yapı anlayışından farklı bir yol
izleyerek başlanmıştır.

Not: İstanbul 2010 Kültür Başkenti kapsamında kurulması onaylanan bu kütüphanenin temelinin, Kültür Bakanlığı, Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul 2010 Ajansı arasındaki protokol işlemleri tamamlandıktan sonra Temmuz ayında atılması planlanmaktadır.

RASİME – RECAİ ŞEYHOĞLU KÜTÜPHANELER ZİNCİRİ ARAŞTIRMA RAPORU
Recai Şeyhoğlu

Türkiye’nin nüfusu…………………………………………………………………..72.561.312
1959 yılında toplam kütüphane sayısı……………………………….. 142
Önceki yıllarda kütüphane sayısı…………………………………………………. 1435
1976 yılında toplam gezici kütüphane sayısı…………………………. 72
2003 yılında toplam gezici kütüphane sayısı…………………………… 65
2008 yılı toplam gezici kütüphane sayısı …………………………………. 55
2008 yılı halk kütüphanesi sayısı ……………………………………………….. 1156
2008 yılı kitap sayısı ………………………………………………………………. 13.662.483
2008 yılı kütüphaneci sayısı …………………………………………………….. 331
2009 yılı halk kütüphanesi sayısı ………………………………………………….. 1147
2009 yılı kitap sayısı ………………………………………………………………….. 13.972.609
Almanya’daki Kütüphane Sayısı ……………………………………………………… 11.000
Bulgaristan’daki Kütüphane Sayısı …………………………………………………… 5000
İspanya’daki Kütüphane Sayısı …………………………………………………………5209
İngiltere ve Fransa’da toplumun yüzde 21′ i düzenli kitap okuyor
1 Japon yılda 25 kitap okuyor
1 Türk 10 yılda ancak 1 kitap okuyor

İhtiyaç maddeleri sıralamasında Türkiye’de kitap 235. sırada yer alıyor
Nüfusu 7 milyon olan Azerbaycan’da kitaplar ortalama 100 bin tirajla basılıyor. Bu sayı Türkiye’de 2000 – 3000
Türkiye’de dergi okuma oranı yüzde 4 , tv izleme oranı yüzde 95
Türkiye, BM İnsani Gelişim Raporu’nda kitap okuma oranına göre 173 ülke arasında 86. sırada yer alıyor.
Türkiye’de ulusal-bölgesel-yerel toplam gazete sayısı ………………………………2459
Türkiye’de ulusal-bölgesel-yerel toplam televizyon kanalı sayısı ………………….258
Toplam Okul Sayısı ………………………………………………………………………. 66 bin 97
Toplam Cami Sayısı ………………………………………………………………………. 79 bin 96
Ülkemizdeki Çocuk Nüfusu………………………………………………..16 milyon
Ülkemizdeki Çocuk Kütüphanesi Sayısı……………………………………. 45 adet
İşsiz üniversite mezunu sayısı ……………………………………………………………450 bin civarında
Turizm Ve Kültür Bakanlığı Bütçesi ( 2010 ) ……………………………………….1 milyar 815 milyon
Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesi ( 2010 ) …………………………………………….28 milyar 237 milyon 412 bin lira
Diyanet İşleri Başkanlığı Bütçesi ( 2010 ) …………………………………………. 2 milyar 650 milyon 530 bin lira
ÖSYM açıklamasına göre ÖSS’de ‘ sıfır ‘ alan öğrenci sayısı ………………….. 30 bin
Barajı aşamayan lise birincileri sayısı ……………………………………………….. 2 bin
Dünyada krizin en ağır yaşandığı ülkeler sıralamasında Türkiye ‘ üçüncü ‘ sırada yer alıyor
Hergün ortalama 270 işyerinin kapısına kilit vuruluyor
Her 3,5 saatte 1 kişi intihar ediyor
2009 yılının birinci çeyreğinde ekonomimiz yüzde 13,8 oranında küçüldü
Asgari Ücret
01.01.2010 – 30.06.2010 tarihleri arasında (AYLIK ASGARİ ÜCRET);
2010 Asgari Ücret Brüt, Brütü (16 yaşından büyükler için): 729 TL
2010 Asgari Ücret Net, Neti (16 yaşından büyükler için): 576,57 TL

KAYNAKLAR
Kütüphaneler Ve Yayımlar Genel Müdürlüğü
Bağımsız Eğitimciler Sendikası Raporu ( notos/öykü 2008 – sayı : 134 )
Candaş Tolga Aşık ( Posta gazetesi- 8 Aralık 2009 )
Mustafa Gazalcı
Ramazan Karakale ( Ekim 2009 – (YKKED) İmece dergisi )
Aydın İleri / http://www.baskentteyasam.com/

10.Atatürk Çocukları Kütüphanesi Açılıyor…

Mesut Tim


Köy Çocukları Kütüphaneleri Oluşturma, Kültür-Sanat ve Dayanışma Derneği olarak köylere ATATÜRK ÇOCUKLARI KÜTÜPHANESİ adı altında açtığımız kütüphanelerin 10.sunu İzmir, Seferihisar ilçesi ORHANLI köyünde Seferihisar Belediyesi işbirliği ile açıyoruz.
Yaklaşık 4.000 kitaptan oluşan 10. ATATÜRK ÇOCUKLARI KÜTÜPHANESİ "46. Dünya Kütüphane Haftası" na denk gelen 03 Nisan 2010 Cumartesi günü saat 13.00’te açılacak. Açılışa yine İzmir’den pekçok şair-yazar ve sanatçı dostlarımızla kitapseverler katılacak. Açılış sonrası ise emekli öğretmen-yazar Veli Başak rehberliğinde antik kent Claros gezisi yapılacak.
Bu açılıştan sonra sırasıyla 15 Mayıs 2010’da Yaşar Üniversitesi işbirliği ile Bornova, YAKA köyü ve 16 Haziran 2010’da da Torbalı Belediyesi işbirliği ile Torbalı, KORUCUK köyü (Bu kütüphane 19 Ocak 2010 tarihinde aramızdan ayrılan Dinçer Sezgin onuruna açılacaktır) kütüphaneleri açılacak.
Bu seneki amacımız en az 6 kütüphane açmak.
Şimdiye kadar açtığımız kütüphanelerle ilgili olarak ayrıntılı bilgileri izlemek isterseniz sitemize sizi bekleriz…

http://www.ataturkcocuklarikutuphanesi.org/

TKD Düşünce Özgürlüğü Grubu Ankara Çalıştayı

Zafer KIZILKAN – Rekabet Kurumu

Türk Kütüphaneciler Derneği Düşünce Özgürlüğü Grubu (TKD DÖG) ile TKD Ankara Şubesi 9 Mart 2010 tarihinde, Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi ev sahipliğinde ve TUDEM Yayınclığın da katkılarıyla Ankara’daki kütüphanecilere yönelik olarak Düşünce Özgürlüğü’nün tartışıldığı 1 günlük bir Çalıştay gerçekleştirildi. Daha fazla kurumla yazışma yapılmasına rağmen Çalıştay’a aşağıdaki kurumlardan temsilciler katıldılar:
TKD Genel Merkezi
TKD Düşünce Özgürlüğü Grubu
TKD Ankara Şubesi
TBMM
Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü
Vakıflar Genel Müdürlüğü Kütüphanesi
Milli Kütüphane Başkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı Kütüphanesi
Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Ankara Üniversitesi Fen ve Mühendislik Fakültesi Kütüphanesi
TOBB ETÜ Kütüphanesi
Başkent Üniversitesi
İGEME Kütüphanesi
TÜİK Kütüphanesi
TÜBİTAK ULAKBİM
Ak Parti Kütüphanesi
Mimarlar Odası Kütüphanesi
TUDEM Yayıncılık
Altı Nokta Körler Derneği Kütüphanesi
Ankara Büyükşehir Belediyesi
Yenimahalle Belediyesi
Keçiören Fatih Kütüphanesi
Yargıtay Kütüphanesi
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kütüphanesi
Adnan Ötüken il Halk Kütüphanesi
Cebeci Halk Kütüphanesi
Or-An Sevgi Yılı Halk Kütüphanesi
Yenimahalle İlçe Halk Kütüphanesi.

Çalıştay’ın 1. bölümünde Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi Müdürü Sayın Tülay ERDURAN, TKD Genel Başkanı Sayın Ali Fuat KARTAL ve TKD Ankara Şubesi Başkanı Dide KARAŞAHİN açılış konuşmalarından sonra TKD DÖG Başkanı Zafer Kızılkan DÖG’ün kuruluşu, üyeleri, yaptığı çalışmalar, konunun önemi ve kütüphane dışındaki düşünce özgürlüğü atmosferine ilişkin bazı güncel sansür örnekleri vererek konuyla ilgili kısa bir giriş konuşması yapmıştır.
Bunun devamında Prof. Dr. Bülent Yılmaz tarafından Bilgi ve Belge Yönetiminde Düşünce Özgürlüğü sunumu yapılmıştır. Sunumda düşünce özgürlüğü ve sansürün tanımları, düşünce özgürlüğünün olmazsa olmaz konuları, sansürün kaynakları, düşünce özgürlüğü ve kütüphane ilişkisi, kütüphanenin hangi işlem ve hizmetlerinde sansür uygulanabileceği, bilgi merkezlerindeki sansür uygulamalarına karşı yapılması gerekenler, düşünce özgürlüğü konusundaki diğer bazı uluslararası ve ulusal bildirgeler ve TKD Düşünce Özgürlüğü Bildirgesi başlıkları altında ayrıntılı bilgiler verilmiştir.
1. bölümde son olarak Türkiye’de Kütüphanelerde Düşünce Özgürlüğüne İlişkin Uygulamalar ve Sorunlar (Kişisel ve Kurumsal Deneyimlerin Paylaşılması) başlığı altında meslektaşlarımızın karşılaştığı örnekler tartışılmıştır. Yaşanan örneklerin daha çok kütüphane yöneticileri ve kütüphanenin yer aldığı bölgedeki yerel yöneticilerle yaşanan sorunlar olduğu görülmüştür.
Verilen öğlen arasından sonra 2. bölüme geçilmiş ve Örnek Olay tartışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu bölümde hepsi de yabancı olmak üzere üç örnek olay tartışılmıştır. Örneklerin yabancı olmasına rağmen neredeyse meslektaşlarımızın coğunluğunun tartışmalara katıldığı ve konuya ilişkin görüş ve önerilerini paylaştığı görülmüştür. Görüşler ortaya konarken meslektaşlarımız kendi yaşadıkları bazı rutin uygulamaları da gündeme getirmiş, bu uygulamalardan bazılarının düşünce özgürlüğüne aykırı yaklaşımlar içerdiği görülmüş ve tartışılmıştır.
2. bölümde son olarak katılımcıların Çalıştaya ilişkin değerlendirmeleri alınmış ve katılımcılara belgelerinin takdim edilmesiyle Çalıştay sonlandırılmıştır. Çalıştayın birkaç büyük ilimizde de tekrarlanması planlanmaktadır.

Sanal Kitap Fuarı açıldı

46. Kütüphane Haftası kapsamında Türk Kütüphaneciler Derneği, Idefix işbirliğinde “Sanal Kitap Fuarı” düzenlemiştir. 46. Kütüphane Haftası nedenliye, 20 Nisan 2010 tarihine kadar Sanal Kitap Fuarı’ndan kitap alanlara %25’ten %40’a varan indirim yapılacaktır. Aşağıdaki web sayfasından hangi yayın evinin ne kadar indirim yaptığını takip edebilirsiniz.

http://kutuphanehaftasi.org/

İzmir Şiir Kütüphanesi ve ilklerin adamı Hanifi BAY

Söyleşi: Mehmet Erken – İzmir Ekonomi Üniversitesi Kütüphanesi


Hanifi Bay, 1942 doğumlu aslen Gaziantepli. Mütevazı muayenehanesinin bir odasını şiir kitaplarına ayırmış. Şiir eğitimi konusunda oldukça hassas. Kendisi ile sıcak ve samimi bir sohbetimiz oldu:

ME: Öncelikle bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

HB: Gaziantep doğumlu, İzmir Danışma Meclis Üyeliği yapmış. Tıp doktoruyum ama doktorluğun yanı sıra farklı bir yönüm var, kendimce ilklerin adamıyımdır. İlkler derken yeni şeyler ortaya koyma, yeni bir takım uygulamaların öncülüğünü yapma diye adlandırabilirim. Türkiye’de nüfus aile planlama sistemi ve çocuk polisi uygulamalarının öncülüğünün yaptım ama bir takım engellerden ve yeterli desteği görmemesinden dolayı istediğim amaç doğrultusuna henüz gelebilmiş değil.

ME: İzmir Şiir Kütüphanesi nasıl ortaya çıktı? Bu alanda bir eksiklik mi hissettiniz?

HB: Şiir nasıl yazılır? Şiirde olması gerekenler nelerdir? Konu bütünlüğü, kullanılan imgeler, yapılan tasvirler.. Divan edebiyatı, sözlü edebiyat, vezinler, hiciv vezni, serbest vezin bilinebilsin ki bu doğrultuda şiirlerin yazılsın. Şiir konusunda ne tür kitaplar vardır. Bunların derlenmesi gerekir. Zaman zaman şair arkadaşlarla bir araya gelip şiir konulu sohbetlerimiz, söyleşilerimiz, şiir etütlerimiz olurdu ki bu sohbetlerimiz düzenli olarak hala devam ediyor. Bu sohbetlerimizin bu konular üzerine kafa yorarken çok farklı bir kütüphane modeli kurma düşüncesi ortaya çıktı ve İzmir Şiir Kütüphanesi bu düşünce sonrasından ortaya çıktı ve bende bu işin öncülüğünü üstlendim. Şiire dair her türlü kaynağın yer alabileceği bir kütüphane.

ME: Nasıl bir çalışma içerisinde girdiniz? Neler yaptınız?

HB: Öncelikle piyasayı dolaşarak ilk kitapları ben aldım. Muayenehanemin bir odasını bu kütüphane için ayırdım ve düzenlemesini yaptım. Basında Hürriyet ve Milliyet gazeteleri ilgi gösterdi. 1,5 sene önce TRT’nin bir ziyareti oldu ve TRT-2 de yer aldı. Arkadaşlarımızın desteği, sonrasında çeşitli duyurular yoluyla sanat camiasının ilgisini çekmemiz kütüphanemizin dermesinin gelişmesini sağladı. Rahmetli Avni ANIL hocam kendi kütüphanesinden 487 adet kitapla, geçtiğimiz yaz kaybettiğimiz rahmetli Kemal ÖZER 140 adet kitapla ve ismini hatırlayamadığım değerli dostlarım İzmir Şiir Kütüphanesi’ne destek oldu. Aynı zamanda kütüphanemize çeşitli şiir-edebiyat dergileri de gelmeye başladı. Bu dergiler bizim için arşiv niteliği taşıyor olup kitabı olmayan, kitap çıkartamamış şair arkadaşların şiirleri de bu dergilerden derlenerek İzmir Şiir Kütüphanesi’ndeki yerini alıyor.

ME: İzmir Şiir Kütüphanesi ne zaman faaliyete geçti?

HB: Yaklaşık 2,5 yıl önce 208 yılı kasım ayında açıldı.

ME: İzmir Şiir Kütüphanesi’nin dermesi ne kadar? Ne tür içerikli kitaplar yer alıyor?

HB: Şu anda 2.500 şiir kitabımız var. İçerikleri şiir ve şair konulu, bunun yanında 1.200 civarında dergi mevcut. Konya’dan sayın Kemal BAYRAKÇI çok sayıda şiir edebiyat dergileri göndererek kütüphanemize katkıda bulunmuştur. Kütüphanede, belediyenin açmış olduğu çukura düşerek beyin kanaması sonucu vefat eden Orhan Veli KANIK’ın çıkartmış olduğu Yaprak Dergisi’nin nüshaları mevcut. Şairin vefatından sonra bu dergi Son Yaprak adlı son sayısını çıkartıyor ve yayın hayatına son veriyor. Nabi’nin divanına, Fuzuli hakkında yazılmış bir kitaba, 1939 yılında yayınlanmış 1908-1923 yılları arasındaki şairleri kapsayan bir şiir kitabına, Musevi bir doktor arkadaşın bağışlamış olduğu 3 tane Yunus Emre kitabına da rastlamanız mümkündür.

ME: Kütüphane kullanıcılarınız kimlerden oluşuyor?

HB: Kullanıcılar şair ağırlıklı. 16 şiir kitabı olan Polis Baş Müfettişi Şevki DİNÇAL, Emniyet Baş Müfettişi Latif ÖĞÜT, Mühendislerden oluşan bir grup şair katılıyor. Lise ve üniversite öğrencilerden araştırmalarını gerçekleştirmek veya benimle söyleşi yapmak için gelenlerde oluyor.

ME: Kütüphanenizde ne tür faaliyetleriniz oluyor?

HB: Her hafta Perşembe günleri saat 17.00’da şair arkadaşlarla bir araya gelerek yeni yazılmış şiirler paylaşılır, bu şiirler üzerinde tarafsız sert eleştiri ve kritikler yapılır. Bu bağlamda İzmir Şiir Kütüphanesi’nin şiir atölyesi özelliği taşıdığını da söyleyebilirim. Buraya gelen şairler aynı standart belirli kişilerden ibaret olmayıp genç nesilden katılımcılarımızda oluyor. En son 10 yaşında şiir yazma yeteneğine sahip küçük bir şair arkadaşımızda aramıza katıldı. Zaman zaman lise ve üniversite öğrencileri de aramıza katılarak bizimle aynı havayı teneffüs ediyorlar. Burada İzmir Şiir Kütüphanesi’nin bir amacı da şiire ilgi duyan bireylerin yeteneklerini ortaya çıkararak onların kendilerini geliştirmelerine imkân sağlamaktır.

29 Mayıs 2009 Selahahtin Akçiçek Kültür Merkezi’nde şiir dinletisi ve konferans yaptık. Bu etkinliğimiz sonrası İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İzmir Şiir Kütüphanesi’ne destek olacaklarını belirtmişlerdir. Etkinliğimize Küba Büyükelçisi katılmışlardı, kendi ülkesine dönünce bir şairin İspanyolca şiir kitabını gönderdi.

ME: İleriye dönük hedefleriniz nelerdir?

HB: İzmir’de milli kütüphane gibi, il halk kütüphanesi gibi hatta işleri boyutta İzmir Şiir Kütüphanesi adıyla bir kütüphane kazandırmak. Kendi çatısı altında uluslararası şiir dinletileri düzenlemek, geleceğin şairlerini yetiştirmek. Bu düşünceyi hayata geçirmek için de ilk adımı ben atacağım. Naçizane bir fabrika binam var, 100.000 TL değerinde. Burayı satarak ilk sermayeyi ben koymak istiyorum. Sonrasında İzmir Valiliği başta olmak üzere İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir İhracatçılar Birliği, İzmir Ticaret Odası, İzmir Sanayi Odası vb. kurum ve kuruluşları da bu işin içine katarak bu kütüphaneyi var etme hedefini taşıyorum. Bu çalışmayla ilgili İzmir’in yerel medyasının da desteği ile bir kamuoyu yaratmayı ve bu projeyi hayata geçirmek istiyorum. İzmir Şiir Kütüphanesi’nin yapılacağı yer olarakta Kadifekale yamaçlarına kurmak. Eğer İzmir Şiir Kütüphanesi projemiz gerçekleşirse Dünya ülkelerinden şiir kitapları talebinde bulunmak istiyoruz. Böylece her dilde şiirin yer aldığı bir kütüphaneye sahip olacağız. Yine ileride perşembe toplantılarını internet üzerinden takip edilebilmesini hatta diğer ülke şairlerinin de toplantımıza internet üzerinden katılmasını sağlama düşüncelerimiz var. İleride kurmayı düşündüğü İzmir Şiir Kütüphanesi’nin projesi için mühendis şair dostlarımızdan destek isteyeceğiz. Genç nesille bütünleşme adına “Okullararası Güzel Şiir Okuma Yarışması” düzenlenebileceğini düşünüyorum. Böylece şiire olan ilgileri daha fazla olabilecektir.
Çocuklarla sohbet edip onlara şiir okutuyorum sonrasında da onlara şiir kitabı hediye ediyorum.
Duvar Gazetesi gibi şairlerin şiirlerinden oluşan bir duvar oluşturmayı düşünüyorum.

ME: Gençlere verebileceğiniz mesajlar nelerdir?

HB: Çok yerinde bir soru. Gelişen teknoloji doğrultusunda çağa uyum sağlama gibi bir durum söz konusu. Kütüphane dermeleri değişiyor, bilgisayar başında daha fazla zaman geçiriliyor. Gençlerimiz dilimizi maalesef iyi kullanamıyorlar. Özellikle bilgisayar ortamındaki konuşmalarda Türkçe’nin katledildiğini söyleyebilirim. Bir takım kısaltmalara gidiliyor ya da farklı semboller kullanılabiliyor. Sanatsal çalışmalarda Anadolu’nun farklı yöresel şivelerinin kullanılmaması, sanat camiasının da İstanbul Türkçesinin kullanıma öncülük yapması gerekiyor. Özelikle 12 Eylül döneminde Türk Dil Kurumu’nun kapatılmış olması Türk dilinin gelişmesini ve kendini korumasını engellemiş ve dilimizin şu anki halini almasında büyük rol oynamıştır.

ME: İzmir’den, İzmirlilerden yada daha genişletecek olursak Türk halkından beklentileriniz nelerdir?

HB: Yayın hayatını devam ettiren şiir dergilerin geçmiş yıllara ait sayılarını kütüphanemizde bulunmasını istiyorum. Aynı sayıdan birden fazla kopyaları varsa onları da gönderebilirler. Bu dergiler, kendini geliştirmeye çalışan şair arkadaşlarımızın gelişimine katkıda bulacağı gibi aynı zamanda çıkış amaçlarına hizmet etmiş olacaklardır.
Dergilere Açık Çağrı: Ellerindeki eski sayılarını bize gönderebilirlerse bize büyük katkıda bulunmuş olacaklardır. Aynı zamanda şair arkadaşlarımızda “Benim de İzmir Şiir Kütüphanesi’nde kitabım yer alsın” düşüncesi ile kitaplarını bize göndermeleri ve İzmirli şair arkadaşlarımız çıkarttıkları şiir kitaplarında İzmir Şiir Kütüphanesi logosuna yer vermeleri bizi çok mutlu edecektir.

ME: Bu konuda herhangi bir çalışmanız oldu mu?

HB: İnternet üzerinden mail yoluyla iletişime geçmeyi düşündük ama yüzyüze yada yazılı olarak iletişim kurmanın daha uygun olacağını düşündük.

Okuma Azlığına Çözüm: Kitap Kulüpleri
Zülal İstemez-İstanbul Üniversitesi BBY Öğrencisi

46.kütüphane haftası açılışında konuşmacı olarak edebiyatımızın önemli yazarlarından elif şafak katıldı.Bir yazar olarak eserlerini oluştururken kaynak olarak kütüphanelerden beslendiğini ve bir yazar için kütüphanelerin ne kadar önemli olduğundan bahsetti.Türkiyede kütüphanelerin yeterince ilgi görmemesinin nedeni olarak mekan olgusunu gösterdi.Daha ilgi çekicici, bakımlı ve zengin kütüphanelerin olması gerekliliğine değinen yazar kitap kulüplerinin önemini de vurguladı.Türkiyede eleştirmenliğin bireysel ve tek yönlü bakış açısından şikayetçi olan şafak Amerikada yazarların ve yayınevlerinin kitap kulüpleriyle fikir alışverişi içinde olduğundan ve birlikte hareket ettiklerinden bahsetti. Kitap kulüplerinin sadece bireysel eleştirilerin değil halkın da görüşlerini yansıtması açısından çok önemli olduğunu da sözlerine ekledi ve Türkiyede okuma azlığı ve eleştirilerin yetersizliği sorununun kitap kulüpleri sayesinde aşılabileceğini belirtti.

İSTANBUL’UN 100 KÜTÜPHANESİ
Yazarı: ÜMİT KONYA
Yayınevi : İSTANBUL B.ŞEHİR BELEDİYESİ YAYINLARI
ISBN: 6055592037

Kitap, kentimizde bulunan önemli kütüphaneleri tanıtmaktadır. İstanbul’un ülkemizin en önemli kültür merkezlerinden biri olması değerli kütüphanelerin de burada olmasını kaçınılmaz kılmaktadır. İstanbul’da her alanda bulunan çok sayıda kütüphane kentin kültürel gelişimini de yansıtmaktadır.

Ocak 2010,
1. Baskı,
Karton kapak,
138 sayfa,
240 mm x 465 mm

 

GÜLÜN ADI
IL NOME DELLA ROSA

Yönetmen: Jean-Jacques Annaud
Oyuncular: Sean Connery, Christian Slater
1986 İtalya, Fransa, Almanya ortak yapımı, 130’

Film, ünlü İtalyan yazar Umberto Eco’nun aynı adı taşıyan romanından beyazperdeye aktarılmıştır. 14.yüzyılda bir manastırda tuhaf ölümler olur ve manastırdakilerin bir kısmı bunları şeytanın işi olarak yorumlar. Film, bu cinayetin gizemini çözmeye çalışıyor. Manastırın kütüphanesinde pagan, Yahudi ve Arap yazarlara ait binlerce kitap vardır. Hatta dinsel inançlara aykırı kitaplar bile bu kütüphanede mevcuttur. Manastır rahipleri fikirlerini uygun bulmadıkları kitapları ortadan kaldırmışlardır. Bu kitaplara ulaşanlar öldürülmektedir. Manastırın zengin kütüphanesi boşalmıştır. Sonunda, Aristo’nun gülmeyi öven kitabını saklayan keşiş kütüphaneyi yakar.

 

 

About admin

Check Also

Stefan Zweig’ın “Acımak” isimli kitabının buluşma notları

 

24 Şubat 2013 Pazar

KütüphaneSever Kitap Kulübü

Stefan Zweig “Acımak” Buluşması Notları

Stefan Zweig/ Acımak

Bazı arkadaşlarımızın ilk defa tanıştığı bazılarımızın biyografilerinden ve romanlarından tanıdığı Stefan Zweig Acımak kitabı ile sanırım hepimizi büyüledi dersem abartmış olmam. Kulüp üyeleri olarak kitaptan sevdiğimiz kısımları tartışırken gözlerimizin parladığını hatırlıyorum insanın gerçekten edebi tat alarak bir kitabı okuyabilmesi çok büyük bir keyif ve bu kitap bunu size sonuna kadar yaşatıyor.

Doktor Cannor’un fedakarlığı ve cefakarlığı, Balinkay’ın eski arkadaşlarına yani meslektaşlarına olan yardımseverliği ve cesareti,  Toni Hoffmiller’in o içten gelen saflığı onları kulüp üyelerinin kitaptaki en sevdiği kahramanlar haline getirdi. Kekesfalva’nın büyük acısına rağmen geçmişindeki katışıksız bencilliği ve tefeciliği, yaşlı prensesin nedimesine olan kötü davranışları ve karakterinin zorluğu onları bazı kulüp üyelerinin sevmedikleri kahramanlar olarak seçmelerine neden oldu. Ancak kahramanlar sevilsin ya da sevilmesin Zweig tüm kahramanlarını olduğu gibi çok duru ve akıcı bir şekilde anlatmış. Böylece sevin ya da sevmeyin hangi kahramanın öyküsünü okuyorsanız okuyun yinede okuduklarınızdan çok keyif alıyorsunuz.

Kitapta Hoffmiller’in gece gündüz ne yaşarsa yaşasın her sabah görev ve sorumlulukları  gereği güne olduğu gibi başlaması bir çırpıda asker kimliğine bürünmesi, Kekesfalva’nın çok fakir bir çocukluk yaşayıp örneğin sokak lambası altında ders çalışması ancak sonrasında hırs yapıp çok zengin olması, Doktor Connor’un cesurca hayatını hastaları ve bir tek kadın için feda etmesi öyleki iyileştiremediği kör hastasına hayatını adaması hepimizi çok etkiledi.

Güzel olan Zweig’in kendini  kitapta kendini hiç göstermeyip okuyucusunu anlattığı kahramanlarla başbaşa bırakması ve bu şekilde siz kitabı okurken onun bir kitap olduğunu unutmanız. Yazarın dili çok akıcı okurken hiçbirimiz zorlanmadık ayrıca konu ve anlatımıylada kitap çok etkileyiciydi. Kitabın konusu gerçekten çok güzel seçilmiş acımak kavramı iki farklı şekilde çok güzel işlenmişti ve şaşırtıcı bir sonla bitirilmişti okuduğumuzda birçoğumuz Hoffmiller’in yaptığı seçime çok şaşırdık. Tartışırken biz olsaydık nasıl davranırdık diye konuştuk. Edith karakterinin davranışlarını ve sakatlığı yüzünden tüm evdeki herkese hükmetme merakını çok rahatsız edici bulduk ve hepimiz Teğmen’in yaptığı seçimin zor bir seçim olduğunda hemfikirdik.  Ayrıca özellikle belirtmek isterim ben ilk defa bu kitapta hem acıyanın hemde acınanın mağdur durumda olduğuna şahit oldum yani acımak öyle bir duygu olarak karşımıza çıkıyorki acınacak durumda olmak kötü ama acımak zorunda kalmak yani acımakta başlıbaşına kötü durumda kalmaya yol açabiliyormuş.

Sonuç olarak Biz KütüphaneSever Kitap Kulübü olarak Zweig’in bu kitabını okumayı tüm kitap dostlarına öneriyoruz. Akıcı aynı zamanda çok zevkli bir kitap, okurken bir çok şeyi sorgulamanıza sebep olacaktır.

 Kitaba verdiğimiz puan : 10.
 
Yeliz ULUÇAY ÖREN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir